Yakusoku no Neverland – İlk Bakış

Sıcak Sıcak (Manga)

Yakusoku no Neverland (The Promised Neverland)

Manga İsmi: Yakusoku no Neverland (約束のネバーランド)

İngilizce İsmi: The Promised Neverland

Tür: Gizem, Korku, Bilim-Kurgu, Shounen

Mangaka: Kaiu Shirai (Hikaye), Posuka Demizu (Çizim)

Çıkış Tarihi: 1 Ağustos 2016

Weekly Shonen Jump ağustos başında yeni bir seriyle karşımıza geldi. Eh, son zamanlarda WSJ’ye baktığımızda gerek Bleach’in bitiyor olması, gerekse HxH’ın belirsizliğinin sonsuzluğa ulaşması derken yeni serilerin geleceği kesindi. Bu serilerden biri de Yakusoku no Neverland ya da İngilizce adıyla The Promised Neverland oldu.

Yakusoku no Neverland Oku

Yeni manga serimiz Yakusoku no Neverland’le ilgili tanıtımı yazmak için ilk iki bölümün çıkmasını bekledim. Aslında birkaç daha bölüm beklemeyi düşünüyordum ama ilk iki bölüm gerçekten ilgi çekici olunca yazmaya karar verdim.

Taze mangamız Yakusoku no Neverland (İngilizce: The Promised Neverland) ilk iki bölümüyle hızlı bir giriş yaptı diyebiliriz. Hem Japon hem de uluslararası okuyuculardan ilk iki bölümü itibariyle geçer not aldı. Genel kitleyle aynı fikirde olsam da, bu serinin tutup tutmayacağını söylemek için erken. Bakalım neymiş bu The Promised Neverland.

Hikayeye İlk Bakış

Yakusoku no Neverland Oku

Hikaye ilk olarak bizlere bir çiftliği tanıtıyor. Çiftlik dediğime bakmayın, burada kimsesiz çocuklar yaşıyor. Başlarında da anne dedikleri tek bir yetişkin bulunuyor. Hatta bir nevi kimsesizler yurdu/yatılı okul bile diyebiliriz. Her şey gayet düzenli bir şekilde ilerliyor. Sabah kalkış saati belli, yemek saati belli, akşam toplanma saati belli. Buraya kadar ilk dikkat çekici noktamız bu çiftlikte kalanların boyunlarındaki numaralar oldu. Hemen ardından ise ana karakterlerden birini görüyoruz: Emma. Normal yaşantının anlatıldığı paneller dolduruyor etrafımızı bir süre. Oyun oynayan küçük çocuklar, Emma’nın ön planda olması, kahvaltı saati gibi sıradan detaylar.

Yakusoku no Neverland Oku

Emma

Bir süre sonra ise ana karakterler arasına 2 kişiyi daha ekliyoruz: Ray ve Norman. Yine ilk bakışta birbirine zıt karakterler olarak yorumlayabiliriz. Ama bu basite kaçmak olur. Benim gördüğüm kadarıyla 2-taraflı bir karakter tamamlamadan çok üç taraflı bir karakter analizi yapmak daha doğru olacaktır, en azından ilerleyen bölümlerde.

Yakusoku no Neverland

Ray ve Norman

İlk bölümün ortalarına geldiğimizde ana karakterler iyice kesinleşmiş oluyor. Aynı zamanda ufak ufak bu kişilerin karakterler özelliklerini de öğrenmeye başlıyoruz. Tüm üyelerin süper zekaya sahip olmasına değinmiyorum zaten o açık bir şekilde söyleniyor. Neyse. Emma ekibimizin atletik ve fiziksel özellikleriyle dikkat çekeni oluyor. Norman ise taktiksel zekasıyla ve üstün düşünme yeteneğiyle karşımıza geliyor. Ray ise süper hafızasıyla yürüyen ansiklopedi olarak karşımıza geliyor. Üçüne genel olarak baktığımız zaman her açıdan eksiksiz bir ekip karşımıza geliyor.

Hikaye sayfalar ilerledikçe ilginçleşiyor.

Aynı zamanda öğreniyoruz ki, bu bölge tamamen dış dünyaya kapatılmış hatta komple bir tecrit halinde de olsa evlatlık alınarak dış dünyaya çıkmak mümkün. Ancak tabii ki hiç bir şey göründüğü gibi değil! Olayların ilginçleşmeye başladığı yere ulaşıyoruz bu noktada. İncelemeden çok ilk bakış olduğu için spoiler vermeden yazmak istedim. Yeni manga arayışındakiler için ideal bir seri gibi duruyor çünkü.

İlk okumaya başladığımda bu seriyi bir çok başka manga serisinden alıntılar var ve orijinallikte sorun olabilir diye düşünmüştüm. Gerek Zankyou no Terror, gerek Godspeed ilk anda aklıma gelenler oldu. Ancak (tabii ki bunu söylemek için erken de olsa) Yakusoku no Neverland ilk iki bölümüyle okuyucunun dikkatini çekebilir ve hikaye boyunca bu dikkati canlı tutabiliyor. Olayları sunması açısından başarılı bir şekilde ilerleyen yeni manga, Emma ve diğerlerinin yaşadığı bu yerle ilgili korkunç gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor ve aslında hikaye gerçek anlamda başlamış oluyor. Kısaca hazırlık aşamasını ilk bölümün sonlarında bitiriyoruz.

İlk bölümün sonlarında hikayeye girdiğimiz zaman pek de beklenmedik bir olaylar zinciri karşımıza geliyor. Bu noktada açıklanacak ve hikayeye derinlik katacak bir çok ipucu olduğunu düşünüyorum ve görüyorum. Bu bağlamda da merakım artıyor. Hikayeye hakkını vermek lazım.

Manganın ikinci bölümü de bu doğrultuda ilerliyor ve bu üçlümüzün yaşadığı duygusal travmaları görme şansı elde ediyoruz. Aynı zamanda tüm görülenlere rağmen çocuk karakterlerin olaya bakışlarındaki naifliğin çok başarılı bir şekilde yansıtıldığını düşünüyorum. Bir puan daha ekleyelim bence bu mangaya.

Kısaca Kaiu Shirai hikaye anlamında başarılı bir şekilde karşımıza gelmiş.

Peki Çizimler Nasıl? Görsellik Nasıl?

Çizimler birazcık HxH’ı andırsa da, Posuka Demizu genel anlamda rahatsız edici olmayan ve göze hoş gelen açılarla hikayeyi yansıtıyor. Çok güzel demek abartmak olur ancak kötü demek de haksız bir yorum olur. Oda-sensei’nin kalitesini görmek ya da Naruto’daki savaş sahnelerini beklemek çok uçmak olur. Aynı şekilde Gantz serisindeki kadar detaylı mücadele de göreceğimizden emin değilim. Bir sürü yetenekli mangaka var ve bunlarla Demizu’yu karşılaştırmak için çok erken. Ancak genel anlamda başarılı bir çizim var Yakusoku no Neverland’de.

Karakter tasarımları açısından baktığımızda, bu karakterlerin farklı özellikleri fiziksel görünüşlerine de yansımış. Bu anlamda başarılı bulduğumu söylemek isterim. Aynı zamanda karakterlerin duyguları da panellere düzgün bir şekilde çizilmiş ve okuyucu kendini hikayenin içinde bulabiliyor kolaylıkla. Benim gördüğüm en büyük eksik, bol hareketli sahnelerin çiziminde oldu. Ancak zamanla çizimin daha oturacağını düşünüyorum.

Posuka Demizu mucizeler yaratmasa da çizim konusunda geçer not aldı demek hiç de yanlış olmaz.

Okuyalım mı Şimdi Bu Seriyi?

Okuyun bence panpalar. Yeni bir seri arıyorsanız hatta hiç kaçırmayın derim. Olaylar her ne kadar biraz klişe bir açıdan başlasa da, ilk bölümün sonlarına doğru ilgi çekici bir hal alıyor ve son bölümün her sayfasını göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor.

Artılar ve eksileri toparlarsak, olasılıklarla dolu ve git gide ilginçleşen bir hikayenin yanında, genişletilebilecek bir dünya bizleri bekliyor. Negatif yanlarına bakarsak da çizim kalitesi ve giriş hikayesinin sıradanlığını gösterebiliriz.

Kesin yargılara varmak için iki bölüm az da olsa ve hikaye çok farklı yönlere çekilebilecek de olsa, genel anlamda başarılı bir giriş yapıyor manga dünyasına Yakusoku no Neverland. Gerek uzun serilerden sıkılanlar gerekse de Bleach’in sona gelmesi gibi sebeplerden boşlukta olanlara ilaç gibi gelecek.

Benim tek korkum WSJ için biraz ağır kaçabilecek olması. Her ne kadar HxH’ın da çok sert bölümleri olsa da, Death Note da zamanında bu dergide yayımlanmış olsa da bazı sahneler fazla kaçabilir. Bunların dışında bu manganın başarılı olmaması için hiç bir sebep yok diyor ve sözlerimi burada noktalandırıyorum.

Hızlıca Paylaş!
Bu makaleyi sevdiniz mi?