One Piece 829 İncelemesi

One Piece 829. Bölüm İncelemesi

One Piece, son iki bölümdür Big Mom’ın topraklarına ve bu topraklarda ilerleye Straw Hat ekibine odaklanmıştı. Bu bölümde ise, işler biraz daha farklılaşıyor. One Piece 829 ile Big Mom’un kendisine odaklanan bir bölümle karşı karşıyayız!

Bölüme ilk başladığımızda, Big Mom’ın yaşantısına girmeden önce, Luffy ve ekibini görüyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken nokta, Pedro‘nun daha önce bu topraklara geldiğini birinci ağızdan doğrulaması olmalıdır. Hem Totland topraklarında tanınır olması hem de burayla ilgili detaylı bilgiye sahip olması, Pedro’nun ilerleyen bölümlerde hikayenin gidişatına doğrudan etki edeceğinin bir kanıtı adeta.  827. bölümü de bir an hatırlayalım Pedro’nun tanınmasıyla ilgili olarak.

Peki Pedro’nun hikayesi nasıl?

Burada benim aklıma 2 olasılık geliyor Pedro ile ilgili. Bunlardan ilki Pedro’nun Big Mom’ın tarafında olması. Ancak, bu olasılığı pek yüksek bir oran olduğunu düşünmüyorum. İkinci olasılık ise, Pedro’nun Revolutionary Army üyesi olması. Pedro’nun gerek katı tutumu, gerekse de Yeni Dünya’nın özellikle bir Yonko’nun topraklarını iyi bilmesi, geçmişiyle ilgili soru işaretleri uyandırıyor. Oda-sensei’nin Pedro konusunu nasıl açıklayacağını gerçekten merak ediyorum. Son bir nokta, eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, birkaç bölüm önce Revolutionary Army’nin karargahı Blackbeard tarafından yok edilmişti. Pedro’nun aktif bir şekilde göreve çıkmasının da bununla ilgisi olabilir diyorum ve Big Mom‘a geri dönüyorum.

Bu noktada Big Mom şöyle yaptı, böyle yaptı, ultra çirkindi, gece uyuyamadım okuduktan sonra falan diye anlatmayacağım, hepimiz okuduk. Bunun yerine önemli olan (en azından öyle düşündüğüm) yerlere değinip, komplo teorilerinde bulunacağım.

Şimdi hikaye Big Mom’un “yeme bozukluğu” ile başlıyor. (Çeviri de eating disorder yazılmış ben de bu şekilde hareket ediyorum.) Big Mom çılgında tek bir tatlıyı yemek istiyor. Hatta öyle bir çılgınlık ki bu gözü dönmüş bir halde. Karşısına ne gelirse yıkıyor, kırıyor, yok ediyor ve bulana kadar buna devam ediyor! (Aradığı tatlıyı da buldum eheh.)

One Piece 829

Bu tatlı bizim profiterolün bir benzeri değil mi ya?

Tatlı da güzel gözüküyor yaa. Neyse, hikayeye geri dönersek (tatlıyı görünce bir süre kendimi kaybetmiş olabilirim) Big Mom’ın bu çılgınlığının dikkat çekici olduğunu düşünüyorum ve bu noktaya geri döneceğim.

Big Mom yemek çılgınlığında kendini kaybediyor!

Daha sonra ise, Big Mom‘ı sakinleştirmeye çalışan Charlotte Muscat‘i görüyoruz, yani Big Mom’ın 16. oğlu. Ancak, bu gözü dönmüşlük ve çılgınlık içinde Big Mom kendi oğlunu gözünü kırpmadan öldürüyor! Hem de kendi devil fruit (şeytan meyvesi) gücünü kullanarak. Anladığım kadarıyla BM’ın şeytan meyvesi ona karşısındakinin yaşam gücünü emmesini sağlıyor. Diğer bir ifadeyle, Big Mom karşısındakinin yaşam gücünü elinden alarak onu öldürebilirken, o gücü kendine alıyor. (Kendine alması benim çıkarımım ama yanıldığımı pek düşünmüyorum şu noktada.) Fark ettiyseniz, Big Mom’un etrafındaki herkes canlı. Normalde cansız olması gerekenler bile -yiyecekler, eşyalar gibi- canlı. Bunu da aldığı yaşam gücünü istediği gibi kullanabilmesine bağlıyorum. Tabii kendi oğlunu öldürebilmesine hiç değinmiyorum bile.

Big Mom’ın bu durumda olmasını ise, (yemek çılgınlığını) aşermesine bağlıyorum ve Big Mom’ın hamile olduğunu düşünüyorum. Şeytan meyvesinin gücünü düşünce de, bu kadar çok çocuğu doğurmak hiç de imkansız gelmiyor. Başkalarından aldığı yaşam gücünü bu şekilde kullanarak tüm çocuklarından bir ordu yaratmış.

Günü kurtaran ise Jinbe oluyor ama rahatsız edici bir gerçeği de öğreniyoruz: Jinbe, Big Mom’a katılmış. Sanırım Dressrosa Arc’ta Luffy’nin ona katılma teklifini reddeden Jinbe, yapacak işleri olduğunu söylemişti. Big Mom’a katılmasının arkasında bu aklındakileri gerçekleştirmek olduğunu düşünüyorum ve Jinbe’yle Luffy’nin önümüzdeki dönemlerde bir araya geleceğine inanıyorum, inanmak istiyorum. Jinbe’yi yedirtmeyiz!

One Piece 829 Big Mom’ı fazlasıyla iyi bir şekilde tanıtırken, arka planda yarattığı soru işaretleriyle başarılı bir şekilde karşımıza geliyor. Oda-sensei, hikayenin dozunu çok iyi bir şekilde ayarlamış! 830’u bekliyoruz.

Hızlıca Paylaş!
Bu makaleyi sevdiniz mi?